< Her teLdeN - Blogcu





MetaL TürLeRİ

AOR

Bu tür genelde bir Amerikan fenomenidir. Basharflerin açilimi Adult Oriented
Rock anlamina gelir. Bu türün en belirgin özellikleri arasinda yüksek
perdeli ve notasyona sahip vokaller, gitar soundu orta derecede ama
heyecanlidir ve mükemmeli yakalamaya çalisir. AOR'da klavye son derece
önemlidir. Liriklerde asklar, kisisel problemleri konu alan dramatik sözler
dikkat çeker. En önemli temsilcileri Survivor, Foreigner, Styx, Kansas,
Journey, Loverboy,... olarak gösterilebilir.

ALTERNATIF

Bu biraz belirsiz bir türdür... Smashing Pumpkins ya da Pearl Jam gibi çok
sayida müzik toplulugu dahil edilir. Bu tür gruplarin çok büyük satislara
ulasmasinin yani sira müzikle islenilen lirikler garip denilecek tarzdadir.
Post-Grunge, 1990'larin Punk-Metal'biiip benzer, Rap ya da HardCore'u andirir
bir karisim olabilir. Türler arasinda ki ayrimi körelten ya da sinirlari
geçen bir tarzdir. Degisik sound ve liriklerle aslen ticari kaygidan uzak
bir noktadadir.

BAY AREA

Speed benzeri, ancak teknik açidan daha fazla hüner ve ustalik isteyen bir
türdür. Öncüleri; Exodus, Testament, Death Angel, Vicious Rumours, Overkill,
Megadeath ve Metallica'dir. Günümüzde hafif punk ya da thrash etkilenimi de
kabul edebilen hizli, güçlü ve iyi yapilmis metal için kullanilir.

BLACK METAL

Tartismaya açik olarak gösterilsede Venom tarafindan ortaya çikarilmis bir
türdür. En extreme formu olan ise liriklerde ökültizm'i konu alanlardir. Bu
exterme formda Hiristiyanligin kusurlari ortaya çikarilir ve geleneklere
saygisizlik vardir. Daha ilimli formlarin da ise ökültizm karsiti ya da
yanlisi bir tutum olmadan, makyajlar, imaj ve liriklerde ele geçen her
seyden istifade söz konusudur.
Her iki formda da bolca, haç, kafa tasi, siyah deri ve duman kullanilir.
Eski örnekleri Mercyful Fate, Venom, Morbid Angel, Deicide, Slayer ve
Bathory'nin ilk dönemleri sayilabilir. Daha yakinlarda ise isi kiliseye
g*türebilen Norveç'li gruplar vardir. Bu dönemin örnekleri ise Witchfinder
General, Witchfynde, Quartz, Mayhem, Marduk, Dark Throne, gibi gruplar
sayilabilir. Her iki dönemin de pekçok grubun, daha çok korku yaratan imajla
etki yaratma çabasi dikkat çekmektedir.
Olayin diger tarafinda da Hiristiyan Rock vardir ki en ünlü örnegi Stryper,
dinlemeye en çok degeni ise Mass, en parlak örnegi ise Trouble olarak
gösterilebilir.

BLASTBEATS

Thrash'te ki davullarin oldukça hizli kullanilmasi ile ortaya çikan bir
türdür. Bu tür artik GrindCore, Death Metal ve Black Metal'de de kendine yer
bulmustur. Herhangi bir derinlige ya da güce sahip olmayan hizli bir
sound'dur.

DEATH METAL

Konularinin tamami neredeyse hayali olan bir türdür. Kan ve vücut parçalari
önemli objelerdir. Önde gösterilen örneklerden Cannibal Corpse en
önemlilerindendir. Ayrica, death metal'de blastbeats'e, grindcore vokallere,
doom korolara biiipça yer verilir. Thrash'in pesinden dogan daha kült ve
tutucu bir underground yapidir.
DOWN-TUNINGGitar tonlari daha düsük tutulan bir türdür. Teknigi hakkinda
söyleyebilecek fazla bir bilgimiz yok fakat tüm bu düsüklügün sonunda daha heavy
riff'ler, daha yogun bir sound ve tellerin titresimi elde edilmektedir. Bu
günlerde grunge, doom ya da death metal'de de biiipça kullanildigi
görülmektedir. Bu türe verilebilecek en ünlü örnek Sabbath'tir.

EURO-METAL

Bu daha çok Danimarka, Isveç ya da Alman metali ile ilgili bir türdür.
Derin, duygulu, gizemli, melodik tonlar heavy ise gothic metal ile sonlanir.
Bu tonlar hafifledikçe Euro-Hard Rock'a dönüsülür. Bu sebeple Euro-Metal
olarak anilabilecek gruplar genis bir yelpazede yer alir; Scorpions, Accept,
HeavyLoad, GraveStone, Helloween, Mercyful Fate, Overdrive, Picture ve
Rage...

EXTREME METAL

Pek çok açidan kaliplara zorlayan bir tarzdir. Kisaca, enuçta ki, o an için
son noktada ki tür diyebiliriz. Norveç Thrash gruplarinin uç noktasi,
"Distortion" gibi industrial sound'lar ve biraz gürültünün karisimidir.
Eyehategod, ya da Brutal Truth da oldugu gibi doom, death, grunge'in bir
arada kullanilmasi oldugunu da söyleyebiliriz.

GOTH METAL

Ortaçaga ait zindanlar, ejderhalar, klasik, doom korolar ve düssel lirikleri
vardir. Rainbow'da belirgin olan bu tür, bazi Sabbath, Priest, Dio, Maiden
parçalarinda da yer almistir. Daha sonralari Yngwie Malmsteen, Savatage ve
Mercyful Fate gelmistir. Bu günlerde ise bu türe örnek olan gruplar ise;
Cemetary, My Dying Brideve Paradise Lost olarak sayilabilir. Liriklere
bakacak olursak; Kaleler, ejderler, vampirler, sovalyeler, büyücüler ile
Avrupa'ya aittir. Sound ise karanlik ve özellikle gitar sololarinda, klasik
müzikten etkilenmis bir "Euro" sound'dadir. Teknik açidan etkileyici olmakla
birlikte, kasvetli ve ciddi tonlar bir kaç albüm sonra sikici olabilir.
Gotik Metal, uçlara yaklastikça doom ya da death'e dönüsür.

GROOVE

Insoni harekete geçiren, headbang'e ve çilginca eglenmeye iten, oldukça
enerjik bir türdür. Groove'un babasi AC/DC'dir. Maiden ve Dio'da biiipça bu
türe yer verir. Aerosmith'in "Draw the line" belki de bu güne kadar yapilmis
en iyi groove parçadir. "Sick as adog" , "Adam!s apple"da da groove
yapilmistir. Fakat bu isin patronu Accept'tir. "Restless and wild","Aiming
high","Man enough to cros" ve "Bound to fall"u dinlemelisiniz. 1990'larin
basinda Mustaine ve Trouble bayragi kapmislardir. Simdi ise Entombed,
Dismember ve Dearly Beheaded gibi death'e yakin gruplar daha çok grind kokan bir
groove yapmaktadir. Kisacasi groove, metal müzigi, diger müziklerin ötesine
g*türmektedir. Bu büyülü kivilcim en iyi bir metal aksamla çalismaktadir. Bu iyi
metal'in insani yerinden hoplatmasinin sebebidir.

GRUNGE

Bu tür, punk ve metal'in zekice evliligi sonucu 1980'lerin sonunda
Seattle'da ortaya çikan bir türdür. Temsilcileri; Nirvana, Green River,
Screaming Trees, Tad, Soundgarden, Mudhoney, Mother Love Bone, Swallow, Fluid,
Melvins And Wipers, olarak sayilabilir. Tür diger sehirlere ve sound'lara
yayildikça Pearl Jam ve Stone Temple Pilots türün önemli
elemanlari haline geldiler. Bu günlerde ise grunge, metali diger
alternatiftürlere baglayan bir köprü vazifesi görüyor. Aslinda grunge,
alternatif etiketi yapistirilan ilk tür olmustur..

HARDCORE

Bu tür dazlaklarla, irkçilarla, slam dansla ve skaleboard'la birlikte anilan
thrash-punk ya da speed-punk'tir. 1980'lerin sonunda hardcore ile thrash
metal arasinda ki siniri silen gruplar oldu. Bunlari punk'tan thrash'e dogru
saymak gerekirse; The Descendants, Corrosion Of Conformity, DRI, Suicidal
Tendencies ve Anthrax diyebiliriz. Crossover gibi tamamlayici ögeleride
barindirir. Lirikleri bir tarfa birakilirsa hardcore her zaman thrash'tir,
thrash'te hardcore'dur. 1990'lar da ise hardcore'un öfke ve ahlak çöküntüsü
Biohazard, Pro-Pain ve Pantera gibi gruplara sizmistir. Lirikler politik ve
igneleyicidir ve yogun bir biçimde sokak dili ve argo sözler kullanilir.

HEAVY METAL

Saniriz bu konu üzerine sayfalarca yazi yazilabilir. Fakat pekçok albüm
kiritigine bakarak söylece anlatilabilir; 1. Agresif gitarin kullanildigi
rock türleri için verilen genel bir isimdir. Örnegin;Aerosmith ve Accept,
heavy metal'dir ama REM degildir....
2. Fakat farkli bir sekilde bakarsak Machine Head heavy metal'dir, ama
Aerosmith degil diyebilecegimizden dolayi, neden bahsettigimizi anlamaniz
gerekir. Metal'de daha çok doom, siddet ve hiz vardir. Hardrock ise; daha
Amerikan varidir, içinde, optimizm, civcive benzeyen elemanlar, diger civcivleri
anlatan elemanlar ve herkesin sevebilecegi parçalar yazan elemanlar barindirir.
Bazi örnekler vermek gerekirse HeavyMetal; Black Sabbath, Metallica, Anthrax,
Pantera, Slayer, Judas Priest, Ozzy Osbourne...... HardRock; Dokken, Angel City,
White Lion, Slaughter, Poison, Aerosmith, Van Halen, Kiss..... Ikisinin
Arasindakiler; WASP, UFO, Deep Purple, AC/DC, Whitesnake,.......

INDUSTRIAL

Itici güç olarak bilgisayar teknolojisi kullanilan bir türdür. 1970'lerde
elektronik, "psychedelic" olarak baslamistir. 1980'lerde "synth-pop"
olmustur. Günümüzde ise birkaç yerde kullanilmaktadir; Psychodelic, dans
müzigi ve industrial metal. Bu türde ki gruplara örnekler; Ministry, Nine
Inch Nails, White Zombie, Skrew, Bile, Filter, Prick'tir.
Not: Psychedelic; Her hangi bir uyusturucu madde almadan kendinden geçebilme
olarak tanimlanir.
NWOBHM (New Wave Of British Heavy Metal)
Ingiltere'de 1979-1980'de Iron Maiden, Saxon, Motorhead, Angel Witch,
Samson, Tygers Of Pan Tang, Quartz ile baslamistir. Isminden de anlasildigi gibi
Ingiltere orjinli bir türdür. Evet az önce saydigimiz gruplar, daha sonra bu
topluluga katilanlar ise; Chateaux, Savage, Wicthfinger General, Fist ve birkaç
diger gruplar.Punk'in ortaya çikisindan sonra NWOBHM metal sahnesinin itibarini
ve kuvvetini tazelemistir. Tür Avrupa'da da büyük yanki uyandirmistir ve bu
yanki halen devam etmektedir. Müzikal açidan büyüseldir ve ilk örneklerinde ki
saflik, oskunluk ve ilhama baska yerde rastlamak zordur. NWOBHM gruplarinin
tamami bir bütünlügün bir parçasidir ve bu tür, EDDIE ile büyüyenler de
nostaljik duygular yasatir.
O.T.T. (Over The Top)
Motorhead kökenli bir tür olabilir. Manik, hosgörülü ve limitleri asan bir
türdür. 1970'lerde ki Rainbow'un "Kill the king" paeçasi iyi bir OTT
örnegidir. 1980'lerin basinda metal daha heavy hale geldikçe OTT, daha çok
kulaklari sagir eden bir speed, makineli tüfegi andiran çift cross davuldan
olusan bir ses duvari yapan gruplar için kullanildi. Ilk OTT örneklerinden
birisi Accept'in "Fast as a shark" parçasidir. Modern OTT içinde
sayilabilecekler ise Slayer'in yaptigi hemen hersey, grindcore ve thrash'in
yariya yakini ve Judas Priest, OTT grubu olmamasina ragmen onlarin "Leather
Rebel" parçalaridir. Terim daha yaygin kullanimda ise ultra- heavy ödün vermeyen
hizli metali anlatir
POP METALHafif AOR benzeri, melodik hardrock türevi bir tarzdir ve genç nesil

insanini hedefler. Daha az metaliktir. Kibar yapilan türden Amerikan
hardrock'una çaktirmadan yapilan bir kayistir. Bon Jovi'nin son dönemleri
olabilir.

POWER METAL

Bu tür tamamen speed, thrash olmayan ama OTT sinifina da girmeyen gerçekten
heavy sounda sahip gruplari anlatir. Örnekleri Running Wild, Helloween,
sayilabilir. Pek çok power grubu elemani yetenekleri ile övünür ve bazen
progressive dogru kayabilirler. Yani power metal yogundur, oldukça heavy'dir ve
elemanlar virtüözik yapiya sahiptir.

PROGRESIVE METAL

Progresive rock ve heavy metal'in evliliginden dogan türün öncüsü Rush ve
daha sonra 1980'lerin gruplarindan Queensryche ve Fates Warning olmustur. Dream
Theatre'in basarisidan sonra Morgona Lefay, Tad Morose, Cynic, biraz biraz Iced
Earth, yine biraz biraz Blind Guardian progresive metal'in degisik dallarinda
yer almislardir. Uzun parçalar, fantastik lirikler ve
operavari bir söyleyis içerir.

PUNK

1970'lerin sonunda Sex Pistols, Damned, Adverts, Ramones, Dead Boys, Saints,
Clash, Eater ile basladi. Daha sonra US Hardcore gruplari ortaya çikti,
örnekleri; Dead Kenedys, Black Flag, Descendants,... Simdi ise daha yumusak olan
1990'lara ait pop-rock gruplari olan Green Day, Offspring, Rancid, Bad Religion,
var ve her gün daha fazla taraftar topluyorlar. Müzik ise tekdüze, hizli, hünere
gerek duymayan basit bir heavy metal'dir. Lirikler ise genellikle politiktir ya
da gençlik bunalimlaridir.

RETRO METAL

Bu isim genelde Black Sabbath etkilenimli gruplara verilir. (Cathedral, Paul
Chain, Serpent,..) Ancak, daha çok eski, blues tabanli ve iyi kayit
kalitesine sahip gruplari anlatir. Ayrica bazi eski gruplara egilimi olan
gruplar için de kullanilir. Örnegin; AC/DC, Aerosmith, ya da Led Zeppelin'e
benzeyen gruplar için... Retro gruplarin yarisi ayni zamanda Roots Metal
sayilir.

ROOTS METAL

Bu tür için roots rock'in metalik ya da hard rock formu diyebiliriz.
Southern (Güney) Rock, biraz blues, country ve boogie boogie tonlari da
içerir. Roots Rock adi ise; bu tür 1950'lerin rock'undan kaynaklandigi için
verilmistir. Roots Rock grubunda ki isimler arasinda; The Del Lords, John
Cougar Mellencamp, Springsteen, Bad Company sayilabilir. Daha Southern
olanlar ise Lynyrd Skynyrd ve Molly Hatchet'dir. Daha heavy olan roots
metal'de ise, Junkyard, Dangerous Toys, Salty Dog, Cats IN Boots, Company Of
Wolves, Havana Black, Four Horsemen, Brother Cane, Cry Of Love, Jackyl ve daha
geç dönemde ise Cinderella ve Poison yer alir. The Tragically Hip, Blue Rodeo,
Tom Cochrane ve Britanya'dan Thunder'in yasal anlamda ki zayif çabalarina
karsin, Roots Rock sayilabilmek için, bir grup Amerikali olmak zorundadir. Roots
Rocker'lar Amerikayi severler ve onun için yas tutarlar. Çok fazla içmelerinin
nedeni de bu yas'tir.

SPEED METAL

Bu türün tanimi adindan anlasilir zaten. Genelde OTT'ye benzer. Speed Metal,
thrash ya da çok asiri düzenli ritmik olarak yapilabilir. Fakat daha çok
thrash'tir. Çünkü; bir çok grup sürekli 78 RPM'de çalmanin estetik
sinirlarini farketmis ve metal'in ultra-heavy, groove formlarina kaymistir.
Metallica, Megadeth Slayer bu yolu seçenlerdendir. Anthrax ise bir kaç
kayitta bu yolu seçmemistir. Fakat "Sound Of White Noise"da isigi görmüstür.

THRASH METAL

Bu terim yanlis olarak ultra-heavy ya da speed olan hersey için kullanilir.
Söyle tanimlayabiliriz; 1: Aktif black metal'den daha az extreme koyu metal
sayilabilecek her seydir. Asla kadin-erkek iliskileri ile ugrasmaz, ya da hiç
kimsenin "disi" tarafiyla ilgilenmez. 2: Her zaman hizlidir. 3: Thrash
genelde kötü gibi çalinir amaç yokmuscasina. 4: Vokallerde, cehennemden
gelen kusarcasina hiriltilar vardir ve yüzünüzde bir tokat gibi patlar. 5:
Thrash genelde çok itina gösterilmeden kaydedilir (Venom, Possessed,
Bathory, Brutallity) ve bu itinasiz kaydin nedeni birseyleri ispatlama
çabasidir. Thrash gruplarinin ispatlamaya çalistiklari sey ise kafaniza bir
kursun sikip size bakacak insanlarla dolu bu çirkin dünyada, çirkinlerin en
karasinin kendilerinin oldugudur. Sound açisindan ise thrash, 1990'larin
rap'i ya da 1970'lerin sonunun punk'i gibi hasta bir gezegenin, hasta
yansimasi olacak sekilde vahsi bir dürüstlük içindedir.

TRADITIONAL METAL

Zaman geçtikçe bu terim 1970'leri anlatmaktan çok 1980'lerle ilgili olmaya
basliyor. Türde yer alan gruplar ise içinde heavy, gotik, progresive ögeler
barindirir. Judas Priest, Dio, Iron Maiden, Slayer, Accept ve belki
Helloween örnektir.

URBANCORE

Bu sokak kökenli savasir gibi bir hardcore'dur ve hardcore punk, power metal ve
rap'in karisimidir. (Hem vokal, hem de teknik açidan) Örneklerise;
Downset, Prong, Pro-Pain, Biohazard, L..U.N.G.S., Manhole ve Stuck Mojo'dur.

VIKING METAL

Bu terim Hiristiyan elemanlardan uzaklasarak daha milliyetçi ve kendi
tarihiyle ilgili konulara yönelen Iskandinav death gruplarini tanimlamak
için ortaya çikmistir. Manowar ise isin Amerikali örnegidir. 1980'lerde
Bathory ortaya çikmistir. Mayhem, Darkthrone, Amorphis ve Unleashed ise
Kuzeyli türün bayragini 1990'lara tasimistir.

Dimmu borgir biyografi

Dimmu Borgir, 1993 yılında Shagrath, Silenoz ve Tjodalv tarafından kurulmuş bir melodik black metal grubu. Brynjard Tristan’ın basçı, Stian Aarstad’ın da klavyeci olarak katılmasıyla tam anlamıyla doğmuş olan Dimmu Borgir; Emperor, Cradle Of Filth ve Kreator kadar başarılı, kaliteli bir topluluktur.


Agresif gitarlar, yıkıcı davullar, dinleyenin tüylerini diken diken eden yırtıcı, melodik ve operatik vokaller, ürkütücü klavye melodileri, müthiş bir ahenk... İşte Norveçli grubun müziğini böyle tanımlayabiliriz. 80’lerin black ve heavy metal etkilerini taşıyan Dimmu Borgir, Wagner ve Dvorak gibi klasik müzik bestecilerinden de etkilenmiş.

Topluluk, piyasaya, 1994’te Necromantic Gallery Productions’dan çıkardıkları "Inn I Evighetens Morke" adlı çalışmalarıyla girdiler. Albüm büyük ilgi gördü ve birkaç haftada yüksek satış rakamlarına ulaştı. Black metal çevresinde artık adlarıduyulmuştu. Ve aynı yıl "For All Tid" isimli ilk uzun albümlerini hazırladılar. Yavaş, karamsar ve atmosferik bir kayıttı bu. Albümde Dødheimsgard’dan ldrahnand’a, Ved Buens Ende’den Vicotnik’e kadar birçok ismin yardımları vardı. Shagrath davul ve vokallerde (ve beşinci şarkıda gitarda), Silenoz gitar ve vokallerde, Tjodalv gitarda, Tristan bassta, Aarstad ise klavyede ve efektlerde şarkıları icra eden isimlerdi.

1996’da black metal tarihinin önemli albümlerinden biri olan "Stormblåst"’ı yayınladılar. Bu albüm, Dimmu Borgir’ın diğer birçok melodik black metal grubundan daha başarılı olduğunun göstergesiydi. Bugünkü tarzlarına doğru büyük bir adım attılar. Olgun şarkı sözleri, klasik müziğin güçlü etkisi ve mükemmel bir müzik... "Stormblåst" ile Dimmu Borgir hızını arttırmış ama atmosfer ve melodiyi yerli yerinde tutmasını bilmiştir. Bu albümde; Shagrath lead Gitar ve vokalde, Silenoz ritim gitar ve vokalde, Tjodalv davul ve perküsyonda,Tristan bass gitarda, Aarstad ise klavye ve piyanoda karşımıza çıkıyordu.

Topluluğun ilk iki albümünde şarkılar Norveççeydi. Daha sonra bütün dinleyicilerin anlaması ve daha geniş bir kitleye hitap edilmesi açısından sözler İngilizce olarak yazılmaya başlandı.

"Stormblåst" dan sonra 1996’da Dimmu Borgir "Devil’s Path" isimli bir MiniCD yayınladı. 4 şarkıdan oluşan bu çalışmaya adını veren "Devil’s Path" isimli parça, büyük beğeni toplamış, kalitesiyle dikkat çekmişti. Bu albümde bassa Tristan yerine Nagash geçti. Stian Aarstad askere gittiği için klavye işlerine katılamadı. Albüm; gitarda Shagrath, vokal ve klavyede Silenoz, davulda Tjodalv ve bassta Nagash ile kaydedildi.

1997’de Dimmu Borgir çok başarılı bir çalışmaya daha imza attı: "Enthrone Darkness Triumphant". Black metal dünyasının en önemli 10 albümünden biri sayılabilecek olan çalışma, daha büyük bir firmadan, Nuclear Blast’tan çıkmıştı. Çünkü önceki firma dağıtımda yeterli performansı sağlayamamış, istenilen satışı gerçekleştirememişti. "Enthrone Darkness Triumphant" 150.000’den yüksek bir satış rakamına ulaştı. Dimmu Borgir artık black metalin en büyük isimlerinden biriydi. Hala sert, melodik ve agresif... Bu arada albümdeki "Tormentor Of Christian Souls" parçasının sözlerinin neden CD kitapçığında olmadığı merak konusu olmuştu. Bunun nedeni, Nuclear Blast’ın, sorun çıkmasından çekinerek şarkının sözlerini basma sorumluluğunu üzerine alamamış olmasıydı. Dimmu Borgir çalışmaları arasında önemli bir yeri olan bu albümde; Shagrath gitar ve vokallerde, Silenoz gitarda, Tjodalv davulda, Nagash bassta, Aarstad klavye ve piyanoda çalışmıştı.

"Enthrone Darkness Triumphant" kayıt edildikten sonra, Shagrath’ın canlı performanslardaki vokal ve sahne etkinliğinin artmasını sağlamak amacıyla gruba sezonluk olarak Astennu dahil edildi. Gitarlarda etkin olan bu isim, daha sonra grubun daimi üyesi olacaktı.

Dimmu Borgir,"Enthrone Darkness Triumphant" turundan sonra bi küçük tur daha yaptı ve bu program esnasında Tjodalv ailesiyle ve yeni doğan çocuğuyla daha fazla zaman geçirebilmek için birkaç aylığına gruptan ayrılmak durumunda kaldı. Onun yerine Auro Noir’den Aggressor sezonluk davulcu olarak alındı. Bu isim, şarkılara çok çabuk adapte oldu. "Enthrone Darkness Triumphant" turu sırasında bazı konserlerde sorun çıkaran Aarstad kendini kapının önünde bulmuştu. Onun yerine; Therion ve Ancient ile de çalışmış olan Kimberly Goss geldi. Ancak sezonluk bi klavyeci olduğundan gruptan kendi isteğiyle ayrıldı. Bu kez de Mustis adlı genç bi müzisyen katılmıştı gruba. İlk konseri de Dynamo Open Air 1998 festivalinde olmuştu.


Mustis önceden herhangi bi grupta çalmamış olmasına karşı Dimmu Borgir’a önemli katkılar sağlamayı başardı. "Spiritual Black Dimensions" albümünde de ağırlığı ciddi şekilde hissedilmektedir. Şarkıların % 60’ı klavye üzerinde bestelenmişti.

1998’de Nuclear Blast etiketiyle "For All Tid" albümü, bazı eklentilerle tekrar yayınlandı. "Inn I Evighetens Morke" albümünden de 2 parça, bu çalışmada yer almıştı. Aynı yıl Dimmu Borgir bi MiniCD daha çıkardı. 2 yeni, 2 eski, 1 cover ve 3 canlı performanstan oluşan Nuclear Blast etiketli bu albümün adı "Godless Savage Garden" idi. Norveç’in Grammy’si olarak kabul edilebilecek olan "Spellemannsprisen"de bu çalışma için oldukça iyi bir değerlendirme yapılmıştı. Ancak The Kovenant ve Mundanus Imperium’un albümleriyle birlikte aday gösterilen "Godless Savage Garden", ödülü Kovenant’ın "Nexus Polaris"’ine kaptırdı.

Hayranlarının sabırsızlıkla beklediği "Spiritual Black Dimensions" albümü, adı pek fazla duyulmamış olan Abyss Sütüdyoları’nda kaydedildi. Dimmu Borgir, göze çarpan, büyüleyici bir albüme imza atmıştı. Ve Phantasmagoria ilk kez Dynamo 1998’de çalındı. Bir diğer şarkı da "Beauty In DarknessVol. 3" derlemesindeki "The Insight And The Catharsis" idi. Bu da albüm piyasaya sürülmeden ortaya çıkmıştı. 1 Mart 1999 tarihinde beğeniye sunulan "Spiritual Black Dimensions" albümü, büyük yankı uyandırdı. Dimmu Borgir’ın karanlık krallığının tahtının tek sahibi olduğu bir kez daha kanıtlanıyordu.

Bir kesim, Dimmu Borgir’ın müziğinin nereye gittiğini tam kestirememiştir. Ancak krallar, tarihlerindeki en iyi albümü yapmışlardı. Nagash, The Kovenant’a tam anlamıyla konsantre olabilmek için gruptan ayrıldı ve yerine Simen Hestnaes geldi. Operatik vokalleriyle gruba yeni şeyler katan Simen, bir süre sonra grubun değişilmez elemanı olacaktır. Piyasada fırtına gibi esen, Dimmu Borgir’a altın çağını yaşatan "Spiritual Black Dimensions"; vokalde Shagrath, gitarda Erkekjetter Silenoz, lead gitarda Astennu, davul ve perküsyonda Tjodalv, bassta Nagash, klavye ve piyanoda Mustis kadrosuyla oluşturulmuştu.

"Spiritual Black Dimensions" albümü yayınlandıktan bir ay sonra "Old Man’s Child"la bi albüm daha yaptılar. "Sons of Satan Gather for Attack" adlı çalışmadan sonra, aynı ay içinde, Astennu’nun yan projesi olan "Carpe Tenebrum, Mirrored Hate Painting" albümünü yayınladılar. Burada Nagash ın vokalleri yer aldı. Müzik, Dimmu Borgir müziğine çok yakın olmakla beraber biraz daha hızlıydı.



1999 başlarındaki New Jersey ve Montreal konserlerinden sonra; Tjodalv, gruptan ayrılmasının herkes için en iyisi olacağı görüşünü belirtti. Nedenleri müzikal açıdaki değişikliği ve bakması gereken bir ailesi olmasıydı. Onun yerine kimin geleceği belliydi; Cradle Of Filth’in eski davulcusu Nick Barker. Nick, henüz Borknagar’la olan Kuzey Amerikadaki "Kings Of Terror" turunu tamamlamıştı.

Dimmu Borgir 2000 yılının Mart ayında yeni albüm kayıtları için Abyss sütüdyosuna girmeyi planlıyordu ama bu gerçekleşmedi. Çünkü yeni materyali tamamlamak için zamana ihtiyaçları vardı. Finansal problemler söz konusuydu, Nick hala İngiltere’de yaşıyordu ve her istediğinde Norveç’e gelmesi mümkün değildi. Kişisel sorunlar yüzünden Astennu gruptan atıldı ve yerine Norveç black metal müziğinin önemli gitaristlerinden Galder geldi. Bu değişikliklerden bir süre sonra aynı yılın sonbaharında İsveç’teki Fredman Stüdyosu’na girdiler. (At The Gates, In Flames, Dark Tranquillity gibi topluluklar burada kayıt yapmıştır.) Ve yine oldukça kaliteli bir işle dinleyenlerinin karşısına çıktılar: "Puritanical Euphoric Misanthropia". Ürkütücü atmosferiyle hayranlarını kendilerinden geçiren bu albüm, büyük bir kesime göre Dimmu Borgir’ın o güne kadarki en iyi albüm çalışmasıydı. Şarkı yazma işi en yüksek noktaya ulaşmıştı artık. "Blessings Upon The Throne Of Tyranny", "Kings Of The Carnival Creation", "The Mealstrom Mephisto" ve "Architecture Of A Genocidal Nature" parçaları bu açıdan özellikle dikkat çeken çalışmalardı.

Bazı parçaları Göteborg senfoni orkestrasıyla kaydetmişlerdi. Sonuç; mükemmel gitar işleri ve dinamik klavyeler... Nick Barker, şarkılarda patlamalar yaratmış, basta mükemmeliğe ulaşan Hestnaes çok iyi geri vokal icra etmiş, Shagrath ’ ın korkutucu vokalleri, Dimmu Borgir müziğini zirveye çıkarmıştır.

Grup, Mart 2001’de yollara düştü ve yüzbinlerce hayranına müthiş gösteriler sundu. 2001 sonbaharında 11 Eylül saldırısı nedeniyle turlarını yarıda kestiler. 26 Ekim 2001 de Alive in Torment adlı canlı performans albümlerini çıkardılar. Çalışmanın içeriğini şu parçalar oluşturdu; "Tormentor of Christian Souls", "The Blazing Monoliths of Defiance", "The Insight and the Catharsis" ve "Puritania and The Maelstrom Mephisto

* yazarın notu : süper Kalite !..... (: